HEYAMOLA İNEBOLU ÇEVRE TURİZM VE KALKINMA DERNEĞİ

Yazılar

İnebolu Kentsel Hafıza ve Kültürel Miras Stratejisi Ön Raporu

Müze Kent Hedefi, Sivil Katılım Modelleri ve Geleceğe Çağrı

Giriş ve Kavramsal Çerçeve

Kentsel mekânlar, yalnızca başımızı soktuğumuz fiziksel barınma alanları veya gündelik ticari faaliyetlerimizi yürüttüğümüz yerler değildir. Onlar, içlerinde yaşayan toplumların tarihsel serüvenlerini, kültürel kodlarını, sevinçlerini, acılarını ve kolektif hafızalarını cisimleştiren yaşayan organizmalardır; kısacası ortak evimizdir. Türkiye’nin Karadeniz sahil şeridinin en nadide incilerinden biri olan memleketimiz İnebolu; antik dönemden günümüze uzanan efsaneleri, köklü denizcilik kültürü, emsalsiz sivil mimari örnekleri ve en önemlisi Milli Mücadelemizdeki tartışmasız kilit rolü ile eşsiz bir tarihsel mirasa sahiptir.

Ancak kabul etmeliyiz ki; modernleşme adı altında yaşanan çarpık kentleşme, hızlı ve kontrolsüz betonlaşma hevesi ve ne yazık ki toplumsal hafızamızda yaşadığımız aşınma, bizi bu zengin tarihi kimliğimizden inanılmaz derecede uzaklaştırmıştır. Mevcut durumda kentimiz, hem sosyolojik bilinç hem de fiziksel silüet bağlamında kendi şanlı geçmişine derin bir yabancılaşma içindedir.

Halkımızın dikkatine sunulan bu ön rapor; İnebolu’nun kentsel ve tarihi dokusunun korunması, kaybolmaya yüz tutmuş ata yadigarı mimari mirasının korunması, tamir edilmesi ve yokolmakta olanların yeniden aslına uygun şekilde ayağa kaldırılması ve ilçemizin ulusal hafızadaki o hak ettiği “başköşeye” yeniden taşınması amacıyla hazırlanmıştır. Heyamola İnebolu Çevre Turizm ve Kalkınma Derneği’nin öncü adımları merkeze alınarak; memleketimizin bir “Müze Kent” statüsüne kavuşturulması, bizzat siz değerli hemşehrilerimizin koruma süreçlerine “Kent Dedektifi” modeliyle dahil edilmesi ve bu büyük uyanışın tüm Türkiye’ye duyurulması için izlenecek yol haritası detaylandırılmaktadır.

Milli Mücadele Lojistiği ve İstiklal Yolu’nun Stratejik Derinliği

İnebolu’yu haritadaki sıradan bir sahil kasabası olmaktan çıkarıp, ulusal bağımsızlığımızın parlayan sembolü haline getiren en önemli unsur, 1919-1922 yılları arasında İstiklal Yolu üzerinde üstlendiği o hayati görevdir. Anadolu’nun işgal altında inlediği, limanların ve demiryollarının düşman kontrolünde olduğu o karanlık günlerde, Ankara’da filizlenen milli direnişin en güvenilir, en sağlam nefes yolu İnebolu olmuştur.

Karadeniz’in hırçın doğası ve o dönem sahilimizin uygun bir iskeleye sahip olmayışı, mühimmat yüklü büyük gemilerin kıyıya yanaşmasına engeldi. Başta İstanbul ve Rusya’dan binbir tehlikeyle, getirilen binlerce ton silah, cephane ve erzak, açıkta demirleyen gemilerden tahliye edilmek zorundaydı. İşte tam bu noktada, İnebolu’nun o asil denizcilik kültürü ve ecdadımızın cesareti devreye girmiştir. Mavnacılar Loncası etrafında örgütlenen kahraman İnebolulu kayıkçılar, İnebolu’ya özgü geleneksel “denk kayıkları” ile fırtınalara, dev dalgalara göğüs gererek bu mühimmatı karaya taşımışlardır.

Dedelerimizin bu insanüstü çabası sırasında denizcilere özgü bir ritim ve güç alma nidası olan “Heyamola!”, salt bir iş şarkısı olmaktan çıkmış; topyekûn bir direnişin, omuz omuza vermenin ve bağımsızlık inancının simgesel seslenişi olmuştur. İnebolu semalarında yankılanan bu nidalarla karaya çıkarılan mühimmat, cepheye sevk edilmek üzere doğrudan sivil halka, yani ninelerimize, dedelerimize emanet edilmiştir. Erkek nüfusumuz cephelerde şehadet şerbeti içerken, İnebolu’dan Kastamonu’ya ve oradan Ankara’ya uzanan binbir güçlükteki İstiklal Yolu’nun asıl kahramanları kadınlarımız, yaşlılarımız ve henüz çocuk yaştaki evlatlarımız olmuştur. Kağnı gıcırtıları arasında, o zorlu hava ve arazi şartlarında kurulan bu lojistik zincir, dünya harp tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir sivil fedakârlık destanıdır.

Bu emsalsiz kahramanlık, 9 Haziran 1921’de Yunan savaş gemilerinin ilçemizi bombalama tehdidine karşı halkımızın gösterdiği “teslim olmayız!” duruşuyla birleştiğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından eşsiz bir onurla taçlandırılmıştır. İnebolu’muz, gösterdiği bu sivil direniş ve lojistik mucize nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti’nde “Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası”na sahip ilk yerleşim yeri ve tek ilçe unvanını almıştır. İsimsiz Anaların, Şerife Bacıların, Halime Çavuşların, Hamamcı Kadı Salihlerin ve Denizci Rahime Kaptanların anılarında somutlaşan bu miras, sadece bizim yerel övünç kaynağımız değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin varoluş temellerinden biridir.

Çanakkale ve İnebolu Ruhu: Tarihsel Mirasımızın Karşılaştırmalı Analizi

Bugün kendimize sormamız gereken en acı soru şudur: Böylesine devasa bir tarihsel mirasa sahipken, neden İnebolu ruhunu tüm Türkiye’ye yeterince anlatamadık? Türkiye’nin ulusal hafızası incelendiğinde Çanakkale destanının haklı bir merkezi konuma sahip olduğu görülmektedir. Ancak tarihe hakkaniyetle bakıldığında, “İnebolu Ruhu”nun en az “Çanakkale Ruhu” kadar hayati bir öneme sahip olduğu açıkça ortadadır.

Analiz Kriteri Çanakkale Paradigması (Savunma ve Direniş) İnebolu Paradigması (Lojistik ve Sürdürülebilirlik)
Harp Doktrini İşlevi Stratejik boğazların müdafaası, düşman ilerleyişinin durdurulması. Kesin savunma. Ordunun ayakta kalması için elzem olan silah, mühimmat ve erzak zincirinin işlemesi.
Katılımcı Demografisi Düzenli ordu birlikleri, gönüllü ve zorunlu askerliğe tabi tutulan asker. Cephe gerisinde kalan sivil halk; Mavnacılar (kayıkçılar), kadınlar, yaşlılar ve çocuklar.
Mekânsal ve Simgesel Objeler Siperler, tabyalar, Nusret Mayın Gemisi, şehitlik anıtları ve Conkbayırı. Denk kayıkları, kağnı arabaları, İstiklal Yolu, tarihi mimari.
Toplumsal Algı ve Hafıza Müfredatta, sinema ve edebiyatta geniş çaplı temsil. Yılda milyonlarca ziyaretçi çeken küresel hafıza merkezi. Madalya sahibi olmasına rağmen daha çok cılız bir katılımla yerel düzeyde kutlanan, ulusal entegrasyonu sağlanamamış bir hafıza alanı.
Vizyon ve Gelecek Hedefi Mevcut yüksek bilincin korunması ve uluslararası anma etkinliklerinin sürdürülmesi. Madalya ve İstiklal Yolu hikayesinin tüm ülkeye anlatılarak, kentin bir “Müze Kent” olarak yeniden doğması.

Eğer Çanakkale, Türk ulusunun göğsünü siper ederek oluşturduğu aşılmaz bir kalkan ise; İnebolu ve İstiklal Yolu, o kalkanı tutan kollara güç veren, direnişin kalbine kan pompalayan can damarıdır! Ne var ki, böylesine şanlı bir ecdadın torunları olan bizler, bugün bu muazzam potansiyeli değerlendirme noktasında bir atalet, tembellik ve vizyonsuzluk girdabına sürüklenmiş durumdayız. Sivil toplum inisiyatifleri olarak öncelikli görevimiz; bu destanı sadece belirli günlerdeki törenlerden çıkarıp, ilçemizin sokaklarında yılın 365 günü yaşayan, ulusal çapta ses getiren bir “Müze Kent” konseptine dönüştürmektir.

Kentsel Morfolojideki Çöküş: Aşı Boyalı Evlerimiz ve Betonlaşma Krizi

Tarihi kimliğimizin gözle görülen en önemli taşıyıcıları, o canım sivil mimari harikası geleneksel İnebolu evleridir. Dik yamaçlara, topografyaya meydan okurcasına inşa edilen bu yapılar; önden iki katlı mütevazı bir yuva gibi görünürken, arkadan bakıldığında üç-dört katlı heybetli konaklar olarak yükselir.

Çatılarında Karadeniz’in sert rüzgarlarına direnen yöresel arduvaz (marla) taşı taşıyan, kırmızı ve beyaz renklerin muhteşem uyumunu sergileyen “aşı boyalı” dış cepheleriyle bu evler, sadece taştan ve ahşaptan ibaret değildi. O geniş meyve bahçelerinin içindeki evler; geniş ailelerimizin, komşuluk ilişkilerimizin, bayramlaşmalarımızın, doğayla iç içe ve insanca yaşama kültürümüzün kalbiydi.

Betonlaşma Girdabı ve Kimlik Kaybı:

Ne yazık ki bugün, tarihi mirasımıza karşı inanılmaz bir vefasızlık ve duyarsızlık içindeyiz. Apartman hayatının “gelişmişlik” zannedilmesi, göçler ve hisseli mülkiyet sorunları yüzünden o güzelim aşı boyalı evlerimiz öksüz bırakılmış, bakımsızlıktan çürümeye ve çökmeye terk edilmiştir.

Bu terk edişle eş zamanlı olarak memleketimiz, estetikten yoksun vahşi bir betonlaşma istilasına uğramıştır. Tarihi dokuyu ezip geçen, ölçeği ve ruhu olmayan bu yeni yapılar İnebolu’yu görsel bir kaosa sürüklemiştir. Eğer uyanmaz ve acil tedbir almazsak, o çok övündüğümüz aşı boyalı evlerimizden yakında sadece eski fotoğraflarda bahsedeceğiz.

İkinci Nesil Kentsel Dönüşüm Fırsatı: Geçmişi Gelecekle Kurtarmak

Önümüzde çok kritik, bir daha asla ele geçmeyecek tarihi bir fırsat kapısı bulunmaktadır. Geçmiş yıllarda inşa edilen ilk nesil, estetikten yoksun betonarme binaların ömürlerini tamamlamasıyla ilçemizde yeni bir kentsel dönüşüm süreci başlayacaktır.

Bu süreç, betonlaşmayı durdurmak ve kaybolan ruhumuzu geri kazanmak için bir milat olmalıdır. Yeni yapılacak binalar, rant hırsına kurban edilmemeli; katı kurallarla tarihsel, kültürel mimari dokumuza, pencerelerimize, renklerimize tam uyumlu hale getirilmelidir.

Mevcut tarihi yapılarımızın restorasyonu ise yeni ve sahte bir kimlik oluşturmamalı, restorasyon, o evin ruhunu ve otantik dokusunu korumalı ve yaşatmalıdır. Çökmek üzere olan tarihi yapılarımız için idari, yapısal ve ekonomik sorunları aşacak yasal kolaylıklar sağlanmalı ve çok acil kurtarma operasyonları başlatılmalıdır.

Vizyoner Hedefimiz: “Müze Kent İnebolu”

Heyamola Derneği’nin stratejik vizyonunun merkezinde yatan “Müze Kent” modeli, İnebolu’yu dondurulmuş, cam fanus içine alınmış cansız bir müzeye çevirmek değildir. Aksine; evlerimizde çayımızı yudumlarken, sokaklarımızda çocuklarımız oynarken, esnafımız kepengini açarken kentin tarihini de yaşadığı ve yaşattığı dinamik bir ekonomi ve yaşam modelidir. Safranbolu’nun başardığını, ondan çok daha köklü ve katmanlı bir tarihe sahip olan İnebolu, istenir ve irade ortaya konursa kesinlikle başarabilir!

Elbette bu yolda umut verici adımlar da attık ve atıyoruz. İnebolu Belediyesi tarafından restore edilen tarihi medrese binasının “Kurtuluşa Giden Yolda İnebolu Kent Müzesi” olarak kapılarını açması en sağlam yapı taşlarımızdandır. Yine yakın zamanda meydanımıza dikilen “Heyamola Heykeli” ve bundan birkaç yıl önce 180 hemşehrimizin gönüllü oynadığı “Heyamola-Çılgın İnebolulular” belgeseli, uyanışımızın müjdecisidir. Ancak maalesef bunlar, köklü tarihimizi yeterince ayağa kaldırabilmek için yeterli değildir. Bu vizyon, tüm İneboluluların sahipleneceği bir seferberlik gerektirmektedir.

Sivil Seferberlik: “Kent Dedektifi” Modeli

Bir kenti sadece belediyeler veya devlet kurumları yukarıdan aşağıya kararlarla koruyamaz. Şehri en iyi koruyacak olan, o şehrin sokaklarında nefes alan halkın ta kendisidir. Bu noktada Heyamola Derneği olarak en yenilikçi çözüm önerimiz “Kent Dedektifi” inisiyatifidir.

Bu modelde güç ve yetki sizdedir! Her bir İneboluluyu; yaşadığı sokağın, mahallenin, tarihin aktif bir gözlemcisi ve koruyucusu olmaya davet ediyoruz. Yanlış bir restorasyon mu gördünüz? Kaçak bir yapılaşma mı var? Tarihi bir konağımız boynu bükük çökmeyi mi bekliyor? Göz yummayacağız, “bana ne” demeyeceğiz. Kuracağımız dijital platformlarla bu sorunları hızla raporlayan aktif “Kent Dedektifleri” olacağız. Pasif birer ikametçi değil, İnebolu’nun aktif sahipleri olacağız.

Geleceğe Çağrı ve İletişim Çerçevesi

Tüm bu kentsel ve sosyolojik krizleri aşmak, ancak ve ancak yeniden omuz omuza vererek mümkündür. Milli Mücadele yıllarında dedelerimizin ve ninelerimizin sergilediği o sarsılmaz birlik ve beraberlik ruhunu bugün yeniden kuşanarak; sadece şanlı geçmişimizle övünmekle kalmayıp, bugünkü ihmallerimizle yüzleştiğimiz ve kentin geleceği için derhal eyleme geçtiğimiz bu büyük manifestoyla tüm Türkiye’nin karşısına çıkıyoruz.

İnebolu, “Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası”nı göğsünde gururla taşıyan kahramanların memleketidir. Şimdi sıra, o madalyanın ağırlığını hissetmek, hakkını vermek ve kentimize, sokaklarımıza, eşsiz mirasımıza bilfiil sahip çıkmaktır.

Ecdadın mirası, torunların emanetidir. Gelin, İnebolu’yu hep birlikte yeniden ayağa kaldıralım!

Adem Salcıoğlu
Heyamola İnebolu Çevre Turizm ve Kalkınma Derneği Başkanı

PAYLAŞ

Diğer Yazılar

Müze Kent İnebolu Vizyonuyla Harekete Geçiyoruz! Vakit, Ataletten Sıyrılıp Tarihimize Sahip Çıkma Vaktidir! Yeni bir Ramazan Bayramı’na erişmenin manevi huzurunu yaşarken, tüm hemşehrilerimizin ve aziz...

Değerli İnebolulular. Bir süredir hazırlık, kuruluş, temel oluşum sürecini yürüttüğümüz, HEYAMOLA İnebolu Çevre Turizm ve Kalkınma Derneğimiz resmen çalışmalarına başlamış bulunmaktadır. Derneğimiz, yönetim kurulumuzun belirlediği...